28 Nisan 2017 Cuma

Kızılcık Dalları || Reşat Nuri Güntekin

"Konakta geçirdiği yedi senelik hayat ona anlatmıştır ki ne kadar koşsa kâfi görülmeyecek, daha fazla koşsun diye dövülmeye devam edilecektir. Eh, yenecek kızılcık dallarının yekûnu değişmeyecek olduktan sonra, boş gayretle neye kendini yormalı?.."

Yazarın bu sefer ki eseri biraz hüzünlü ve duygu doluydu. Nadide hanım tarafından besleme olarak alınan Gülsüm, Emanetullah lafının sadece kelimede kaldığı konakta şamaroğlanına dönen bir evlatlık artık. Yap Gülsüm, getir Gülsüm, aşır Gülsüm, şu artık yemekler ziyan olmasın ye Gülsüm, yalancı Gülsüm, hırsız Gülsüm... Ne Gülsüm’müş ama ya. 

İnsan ve çevre, yaşam ve toplum gibi konuları ele alan yazar bu kitapta da kimsesizlik ve çaresizliği çok güzel bir biçimde işlemiş. Okurken insanların vicdanlarını rahatlatmak adına iki lakırdı edip yine yapacaklarından kalmayacaklarını düşene yardım eli uzatmanın lafta ve gösterişte kaldığını bir kez daha anlıyoruz.
Kısacası bu eser için “Yerli külkedisi” diyebiliriz.